Baş Boyun Kanserlerinin 8 Belirtisine Dikkat

Baş Boyun Kanserlerinin 8 Belirtisine Dikkat

Yüz bölgesi, ağız içi, gırtlak, tükürük bezleri, tiroit, burun içi, dudak, dil gibi bölgelerde oluşan kanserler baş boyun kanserleri olarak nitelendirilir. Baş boyun kanserleri çoklu disiplin yaklaşımı gerektiren bir kanser türüdür. Bunun için kulak burun boğaz, radyoloji, onkoloji uzmanları bir arada çalışırlar.

Ülkemizde baş boyun kanserleri içinde en çok gırtlak, tiroit, dil ve dudak kanserlerine rastlanmaktadır. Bunlarda genellikle genetik yatkınlık söz konusu olduğu gibi sigara ve alkol kullanımının da çok büyük etkisi olmaktadır. Baş boyun bölgesinde rastlanan kanserlerde bazı belirtiler ipucu olabilir. 

  1. Baş boyun bölgesinde iki haftadan uzun süren, sebebi belirsiz şişlik,
  2. Ağız içi, dil veya dudakta uzun süre iyileşmeyen yaralar,
  3. Ses tınısında değişme veya uzun süren ses kısıklığı
  4. Yutmada yaşanan güçlükler (bazen sıvı gıdalarda bile yutma zorluğu yaşanabilir)
  5. Burunda tıkanıklık
  6. Sebepsiz kulak ağrısı
  7. İşitmede yaşanan kayıplar
  8. Yüz felci

Bu belirtilerin bir kısmı viral veya bakteriyel enfeksiyonlarda yaşanabilen semptomlardır. Fakat enfeksiyonlar geçtiği halde bu durum devam ediyorsa bir uzmana danışmak sağlığınız açısından oldukça faydalı olacaktır.

Baş Boyun Kanserlerinin Görülme Sıklığı

Dünya genelinde hayatını kaybetme ile sonuçlanan hastalıklar sıralamasında ikinci sırayı alan kanserdir. Ülkemizde altmış yaşın üstünde üç yüz kişiden beşi kanserle yüz yüze gelir. Bu her yıl ortalama yüz elli bin kişi kansere yakalanıyor anlamına gelir. Bütün vücut genelinde görülen kanserlerin %9unu ise baş boyun kanserleri oluşturur. Baş boyun kanserlerinden ölen hastalarsa tüm diğer kanserler arasında %4lük dilimi doldurur. 

Baş boyun kanserlerin erkeklerde görülme sıklığı kadınlara oranla beş kat daha fazladır. Uzun süre güneşe maruz kalanlarda bu hastalıklar daha sık gözlemlenir. Elli yaşın üzerindeki bireylerde daha çok ortaya çıkar.

Baş Boyun Kanserlerinin Tedavisi

Baş boyun kanserlerinin tedavisinde birçok uzman bir arda çalışmaktadır. Fiziksel muayenenin yanında, endoskopi, ultrason, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans gibi teknikler kullanılarak, gerekirse bölgeden örnek alınarak patolojik incelenmesi yapılmalıdır. Tanısı konmuş bir hastada kitlenin bulunduğu bölgeye göre tedavi planlaması yapılır ve süreç buna uygun şekilde ilerler. 

Kitlenin büyüklüğü, yerleşim yeri ve hastanın genel durumuna göre cerrahi, radyoterapi, kemoterapi gibi tedaviler bir arada yürütülebilir. Bazen sadece cerrahi yeterli olabilmektedir. Bu tedaviler baş boyun cerrahı veya kulak burun boğaz uzmanı, onkoloji uzmanı, radyoloji uzmanı, nükleer tıp uzmanı ile birlikte yürütülür. 

 

Kanserden Korunmak İçin

Kanser, vücutta normal olmayan hücrelerin aşırı derecede çoğalması ve bunların yayılması olarak basit olarak tanımlanabilir. Kansere yakalanmamak için sağlıklı ve düzenli beslenmek, stresten ve kötü yaşam standartlarından uzak durmak onu yenmekten çok daha kolaydır. Özellikle beslenmemize çok dikkat etmemiz gerekir.

  • Dengeli ve yeterli beslenmek,
  • En az beş porsiyon meyve ve sebze (özellikle yeşil yapraklı bitkiler, turunçgiller) tüketmek,
  • İşlenmiş gıdalardan uzak durmak,( işlenmiş etler, hazır soslar, rafineri şekerler)
  • Kırmızı et tüketime dikkat edilmeli, protein grubu yiyecekler dönüşümlü olarak tüketilmelidir,
  • Yanmış gıdalar kesinlikle tüketilmemeli,
  • Ev yapımı yoğurt, kefir gibi probiyotik yiyecekler diyetimizde yer almalıdır.
  • Kızartma, kavurma gibi pişirme teknikleri yerine ızgara, haşlama, buharda pişirme, fırınlama gibi teknikler tercih edilmelidir.
  • Yağ tüketimini azaltmak gerekir.
  • Alkol ve sigaradan kesinlikle uzak durulmalıdır. 
  • Kansere karşı koruyuculuğu doğrulamış gıdalardan sıkça tüketilmelidir.(Kırmızıbiber, yeşil çay, ceviz, brokoli, kivi, domates gibi)
  • Her zaman mevsiminde ve evde hazırlanmış yiyecekler tercih edilmelidir.

Günümüzde kanser geç kalınmadığı takdirde çoğunlukla tedavi edilebilir bir hastalıktır. Teşhiste geç kalmamak adına düzenli aralıklarla kontroller yapılmalıdır. Unutmayalım ki erken tanı konmuş hastalarda iyileşme oranı %100e varmaktadır. 



Bir cevap yazın